Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

KÜRESEL MALİ KRİZİ ANLAMAK VE IMF
 

 

         Küresel mali kriz; subprime Mortgage denilen aşırı değerli konutlara karşılık çıkarılan ipotek sözleşmelerinin menkulleştirilmiş halinin menkul kıymetlerde yazılı değerleri karşılamaması olarak izah edebilir.  Sistemin çalışmasını ise aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

 

Klasik bir yapıda konut kredisi alan, belli bir vadede değeri belirlenmiş bir miktarı belli bir faiz oranında borç verene ödemeyi taahhüt eder. Borç veren nakde geçmek için elindeki bu sözleşmeyi menkulleştirecek kuruluşlara satar.             (Freddy Mack) menkulleştirmeyi yapan bu kuruluşlar, yatırımcı üçüncü kişilere bu kağıtları satarken güvenilirliliği arttırmak ve garanti kapsamına sokmak amacıyla sigorta şirketlerini de sisteme dahil etmişler ve sattıkları kağıtları sigorta şirketlerinde sigortalatmışlardır.

 

Böylece altın değerinde var sayılan bu kağıtlar bütün dünyaya yayılmış ve çok büyük bir hacme ulaşmıştır. Özü itibari ile konut kredisi alan kişinin gelir ödemesine bağlı bu kâğıtlarda yazılı değerler sanki o kişi hiç ödeme güçlüğüne düşmeyecek gibi işlem gördüğünden, ödeme riski söz konusu olduğunda inşa edilen bu kağıttan kule bir anda çökmeye başlamış ve bu kağıtları ellerinde tutan bütün finans kuruluşlarını, bankaları çok büyük zararlara sokmuştur. Kağıtlara güvence veren sigorta şirketleri de gelen yoğun talepler üzerine ödemeleri kesince herkes bu kağıtları şüpheli alacak karşılığı zarar yazmış ve büyük bir likitide krizi ortaya çıkmıştır.  

 

Bu durumun Türkiye ile özü itibari ile hiçbir alakası yoktur. Ancak yaratılan bu sanal likitide bolluğu sonucu Türkiye’ye inanılmaz bir para akışı sağlanmış ve bu paranın Türkiye’de bankalar kanalı ile vatandaşlara dağıtılması reel piyasamızı ve bireyleri ciddi borç altına sokmuştur.

 

         Olayları öngörebilme kabiliyeti yüksek olan hükümetler, ekonominin genişleme dönemleriyle, kriz dönemlerinde oynamış olduğu liderlik rolüne bağlıdır. Olayları öngörebilme kabiliyeti olan yüksek hükümetler ekonomilerin genişleme evrelerinde ortaya çıkan yatırım fırsatlarını doğru ve gelecekte kaynak yaratabilecek (artı değer yaratan) sektörlere kanalize ederler.

 

         2001 krizinden sonra dünya ile birlikte yakalanan olumlu ekonomik yapı sonucu ülkemize gelen yabancı ve yerli sermaye AKP Hükümetince, gayri menkul piyasası ve ithalata  yönlendirilmiştir. İhtiyaç fazlası konut ve alışveriş merkezleri yapılmıştır. Adana’da pamuk yetiştirmek yerine Yunanistan’dan ithal edilmiştir. Güney Amerika’dan kuru fasulye getirilmiş, düşük kurla sürekli ithalat yapılmıştır. Bu ekonomi politikaları ile ancak yabancılara istihdam yaratılabilir; Hükümet de bunu yaptı.  

 

Bugün ekonomimizi tekrar IMF ile anlaşma yapmak durumuna getirmişlerdir. Japonya başbakanı bizim IMF ile anlaşmamız gerektiğini söylüyor. Neden yabancılar bizim ekonomimizi bu kadar fazla düşünüyorlar? Buradaki hesap IMF sayesinde dış ödemeleri garantiye almak mı? Başbakan "Yok öyle yağma, ümüğümüzü sıkamazsınız"  sözüyle bu hesabı iyi bildiğini göstermektedir. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ise, farklı bir telden çalarak IMF ile anlaşma yapılması gereğini ısrarla vurgulamaktadır. Umarım Başbakan Küresel mali krizi fırsata çevirmekten vazgeçtiği gibi, IMF ile anlaşmaya varmanın faydalarını anlatmak zorunda kalmaz.

 

Bu kriz döneminde IMF ile anlaşmak bizim açımızdan ekonomiyi daha hızlı küçülterek işsizliği artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Yabancılar içinse güvenli çıkış imkânı sunacaktır. Hükümetin biran önce dışa bağımlılıktan vazgeçerek, Küresel Mali Krizin etkilerini olumluya çevirmesini diliyoruz.

 
   

Murat ÖZKAN
Giresun Milletvekili
TBMM Başkanlık Divanı Üyesi